Beni Takip Edin !

Künye: Ali Balcı ve Cahit Çelik, “Turkey’s Military Power in the 2000s: An Assessment for Measurement Methods”, Turkish Policy Quarterly, Summer 2019, 18(2): 101-111

Özet: Ana akım uluslararası ilişkiler teorileri, ülkelerin askeri kapasitelerinin ölçülmesine büyük önem vermektedirler. Singer’in “Savaş Korelasyonu” projesi yıllardır en popüler ölçüm yöntemi olmasına rağmen güvenirliği giderek daha fazla sorgulanmaktadır. Türk siyasal hayatı üzerine çalışan pek çok araştırmacı ya Singer’in veri setini, ya da askeri personel sayısı ve askeri harcamalar gibi brüt askeri göstergeleri kullanmaktadır. Bu makale, bu tür brüt verilerin kullanılmasının eksikliklerini göstermeyi amaçlamakta ve 2000’lerde Türkiye’nin değişen askeri kapasitesinin ölçülmesinde bazı alternatif yöntemler sunmaktadır.

Devamını okuyun

Neden zayıf bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu, 1853’te o sırada büyük güçlerden biri olan Rusya’ya savaş ilan etmeye karar verdi? Kırım Savaşı konusundaki devasa literatüre rağmen, Osmanlıların 22 Ekim 1853’teki savaş kararının temel sebepleri hala net olarak açıklanmış değil. Bu makale, savaş kararını açıklayan bir değişken olarak Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasındaki donanma ve kara gücü bağlamında askeri dengede 1853 yılı boyunca yaşanan değişime odaklanıyor. Bu doğrultuda makale, ani bir Rus saldırısına karşı Boğazların savunması, Karadeniz’de donanma dengesi ve Tuna ve Kafkas cephelerinde askeri denge olmak üzere üç faktöre bakıyor.

Devamını okuyun

1002 Projesi kapsamında TÜBİTAK tarafından desteklenen 118K413 nolu proje, 2013 sonrası Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan krizi uluslararası ilişkiler içinde görece yeni olan hiyerarşi yaklaşımı ile açıklamayı hedeflemektedir.

Proje Yürütücüsü: Ali Balcı, Araştırmacılar: Elif Madakbaş Gülener (15 Eylül 2018 – 1 Ekim 2018), Filiz Cicioğlu ve Ensar Muslu (15 Nisan 2019 -15 Haziran 2019), Bursiyeler: Cahit Çelik, Dilek Küçükboz ve Uğur Uygun

Devamını okuyun

“Why did Turkey Crash the ‘Western-promoted’ Gains of PKK-led Kurds?”, Political Reflection, April May June 2019, Issue 19, 31-37

After the Cold War, Turkey faced a disciplinary criticism from international community about the Kurdish question. This mounting condemnation not only resulted in shame, and status anxiety for Turkey, it also opened a free space for nationalist Kurds to mobilize.[1] Although this condemnation had a pause in the immediate aftermath of the 9/11 attacks, its tone continued to increase in a cumulative manner. The ‘Western-promoted’ gains of nationalist and separatist Kurds mobilizing around the terrorist PKK have faced the wrath of the Turkish state since the mid-2015. Although the PKK, one of the most violent terrorist organizations, gained a lot from regional developments and international support, the Turkish state took an immense risk of worsening its image in the West and unleashed its fury on the PKK. Theoretically driven by hierarchy studies in International Relations, this paper aims to explain why Turkey ignored all criticism from the West in its last war against the PKK.

Devamını okuyun

Künye:  Ali Balcı ve Elif Madakbaş Gülener, “Turgut Özal Dış Politikası: Amerikan Düzeninde Yeniden Konumlanma ve Otonomi Arayışı”, Muhafazakar Düşünce, 15(4), Eylül-Aralık 2018: 77-98

Turgut Özal’ın dış politikası iki temel motivasyona dayanır. Bunlardan ilki, 1960’ların ikinci yarısından 1980’e kadar Türkiye’nin Amerikan düzeni ile yaşadığı krizlerin maliyetini ortadan kaldırmaktı. Diğeri ise Amerikan düzeni içinde kalarak Türkiye’yi etkin bir bölgesel güç haline getirmek ve bu yolla düzen içindeki otonomisini artırmaktı. Bu iki amacı gerçekleştirmek için Özal yönetimi iki temel stratejiyi devreye sokmuştu. Birincisi, Türkiye’yi ve dış politikasını Amerikan düzeninin çıkarları doğrultusunda yeniden kurgulamaktı. Bu strateji ile daha önce ödenen maliyetler yerine Amerikan düzeninden maksimum bir şekilde faydalanmak amaçlanmıştı. İkincisi ise bölgesel ve uluslararası gelişmelerin ortaya çıkardığı fırsatların Türkiye’nin Amerikan düzeni içindeki yerini revize etmede pazarlık unsuru olarak devreye sokulmasıydı. Bu yolla Türkiye’nin düzen içindeki otonomisinin, diğer bir ifadeyle daha fazla bağımsız hareket etme olanağının arttırılması hedeflendi. Turgut Özal’ın dış politikadaki bu motivasyon ve stratejileri önemli ölçüde kendisinden önceki kabaca on beş yıllık dönemin mirası üzerine kurulmuştu. Dolayısıyla Özal Dönemi, bu mirasla birlikte düşünüldüğünde daha anlaşılır olmaktadır.

Devamını okuyun

Aşağıda yayınevlerine göre listelenmiş Ortadoğu odaklı akademik dergilerin listesi bulunmaktadır. Parantez içinde Web of Science indeksleri verilmektedir.

Devamını okuyun

“Türk-Amerikan ilişkilerinde kriz: Neden, nasıl ve nereye?”, Anadolu Ajansı, Analiz Haber, 6 Aralık 2018, https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye ve ABD arasında yapılan ittifak “sözleşmesi” tarihinin en uzun süreli krizlerinden birini yaşıyor. 2013’ün ikinci yarısıyla birlikte başlayan kriz dönemi beşinci yılını geride bıraktı. Üstelik öncekilerle karşılaştırıldığında, bu yeni kriz sadece uzun süre devam etmedi, aynı zamanda artan bir şekilde tırmandı ve 2018 yazında zirveyi gördü. Son bir kaç ayda yatışma emareleri gösterse de, bu beş yıllık krizin Türk-Amerikan ilişkilerine etkisi uzun süre daha devam edecek. Peki, bu kriz neydi, nasıl gelişti, öncekilerden neden farklıydı ve muhtemel etkileri neler olacak? Yazının geri kalanı bu soruya bazı cevaplar verme cabasıdır.

Devamını okuyun

Aşağıda “Balci, Ali, et al. ‘War Decision and Neoclassical Realism: The Entry of the Ottoman Empire into the First World War.2 War in History (2018): 0968344518789707.” künyeli ortak çalışmamızın özet ve giriş kısmının çevirisi bulunmaktadır. Makale İngilizce yayımlanmıştır ve bütün metnine bu kısmında sonunda verdiğim linke tıklayarak ulaşılabilir.

Özet: Çökmeye yüz tutmuş Osmanlı İmparatorluğu neden Birinci Dünya Savaşı’na girdi? Daha da önemlisi, şayet Ruslar Almanlara karşı savaşırsa Osmanlı’nın Almanya lehine savaşa girmesini şart koşan bir antlaşmayı imzalamasına rağmen Osmanlı İmparatorluğu neden üç ay boyunca savaşa dahil olmamak için ayak diredi? Bu çalışma neoklasik realist teoriyi kullanarak Osmanlı’daki yönetici kadronun savaşa giriş kararını açıklamayı hedefliyor. Bunu yaparken, yönetici kadrodaki aktörlerin yaklaşık üç ay boyunca, yani Ağustos 1914’ten Kasım 1914’e kadar geçen sınırlı sürede, sistemik değişimlerle olan etkileşimine de yakından bakıyor. Dolayısıyla elinizdeki çalışma, Osmanlı’daki karar verici konumdaki yönetici aktörleri, etraflarındaki gelişmelerden soyutlanmış kişiler olarak değerlendirmiyor, bu aktörleri hem sistemdeki değişimlere hem de Osmanlı’nın kendi dinamiklerindeki gelişmelere eklemleyerek bir açıklama sunuyor. Çalışmanın temel bulgusu ise, savaşa girişi imkanlı kılan en kritik dinamiğin bu dönemdeki bölünmüş yönetici kadro olduğudur.

Devamını okuyun

Son 10 yıldır sosyal bilim dünyası bir “etki faktörü çağı”na geçmiş durumda. Bu etki faktörünü ölçen üç tane saygın kurum mevcut. Birincisi Scimago Journal & Country Rank yani kısa adıyla SJR olsa da Türkiye sosyal bilimcileri arasında pek popüler olduğunu söylemek zor. SJR üyelik istemeksizin derilerin adını girip etki faktörlerini alan içindeki yerlerini görebiliyorsunuz. İkincisi ise GoogleScholar ve bu da SJR gibi üyelik istemeksizin her yıl yayımladığı dergi kategorilerinde size dergilerin sıralamasını gösteriyor. Fakat SJR’den farklı olarak GoogleScholar çöp dergilerde yapılan bütün atıfları dikkate aldığı için biraz tartışmaya açık bir sıralama sunuyor.

Devamını okuyun
18
Temmuz
2018

Babam bu dünyadan ayrılalı 12 gün oldu. Ömrü boyunca hep yaptığı gibi, gündelik işlerin tam ortasında alelacele bir şekilde inandığı ve iman ettiği asıl yurduna göç etti. 5 Temmuz 2018’de 62 yaşındaydı… içindeki yaşama sevinci ise 20lerinde…

Devamını okuyun