Radikal İnternet, 12 Mayıs 2009
Daha Ergenekon soruşturması ortada yokken kavram iki farklı kanat tarafından iki farklı anlamda kullanıma sokulmuştur
Türk medyası bağlamında bugün karşı karşıya olduğumuz resim basitçe şu iki saptamayla özetlenebilir. Birincisi, medya temelde iki kampa bölünmüş durumdadır. İkincisi, bu kutuplaşma somut olguların dahi değiştiremediği bir çıkmazla karşı karşıyadır. Bu durumda kritik soru şu; böyle bir resim nasıl ortaya çıkmıştır? Malum soruya cevap vermenin en yetkin yolu, Ergenekon konusunun medyadaki tarihsel seyrini bir “yeniden okumaya” tabi tutmak olacaktır.
Bir kavram olarak “Ergenekon” ülkenin yakın tarihindeki faili meçhul cinayetler, adam kaçırmalar, suikastlar gibi somut olgulardan hareketle ortaya atılmış olsa da, temelinde bizzat medyanın keşfettiği, kavramsallaştırdığı, tanımladığı ve “yeniden tanımladığı” bir şeydir. Kavramın ilk kez kullanıldığı metin, Erol Mütercimler’in Aydınlık dergisine verdiği meşhur röportaj olmuştur. Bundan iki gün sonra 7 Ocak 1997’de Can Dündar’ın sunumuyla Show TV’de yayımlanan “40 Dakika” adlı bir belgeselde Ergenekon ifadesi yeniden kullanılmıştır. Her ikisinde de Ergenekon ifadesi 1970’lerdeki “sağcı” kontrgerilla gruplarının 1980 sonrası yeni oluşumlarını anlatan bir kavram olarak kullanıma sokulmuştur.
Devamını okuyun