Beni Takip Edin !

Dünya Çatışmaları Çatışma Bölgeleri ve Konuları, Cilt 1, Ankara: Nobel Yayınları, 2010, ss. 99-163

Filistin sorunu, yirminci yüzyılda hakkında en fazla söylem üretilen ve bir o kadar da metinsel analizin yapıldığı konuların başında gelir. Söy- lem ve metinler düzleminde yaşanan bu yoğunluk Filistin özelinde yaşanan savaşları, çatışmaları, politik adımları, barış görüşmelerini ikinci planda bırakmıştır. Böylelikle, Filistin sorunu metinlerin (kitaplar, makaleler, gazete yazıları, belgeseller vs.) pratiklerden daha belirleyici bir konumda olduğu ve ‘geçmişin’ metinler yoluyla yeniden inşa edildiği ve tam da bu nedenle hakkında yazılan devasa metinler göz ardı edilerek anlaşılamayacak bir sorundur.

Devamını okuyun

[Blokun Türkiye’den okuyucularına not: aşağıdaki yazı Marmara Üniversitesi’nden Behlül Özkan’ın Survival dergisinde “Türkiye, Davutoğlu ve Pan-İslamcılık Düşüncesi” başlıklı makalesine yönelik bu blogda yazdığım bir eleştiri yazısının genişletilmiş halidir. Eylül 2014’te kaleme alındı ve Survival dergisine cevap olarak gönderildi. Fakat derginin politikası gereği yazı önemli ölçüde kısaltıldı ve “‘Pan-Islamism’ and Ideology” başlığı altında derginin 2015/2 sayısında yayımlanacak. Aşağıda metnin ilk taslak ve de uzun hali mevcuttur]

In assembling the following reply on Behlül Özkan’s recent article ‘Turkey, Davutoglu, and the Idea of Pan-Islamism’ in the journal Survival (2014), I find myself in an awkward position because I generally hold his book based on post-structuralist theory in high regard. It was quite surprising to find out how his article has drifted away from his theoretical background.

Devamını okuyun

İbn Arabi Düşüncesinde Bilgi, Tekerrür ve Güç: Metodoloji Hakkında Bazı Yorumlar

Özet: Bu çalışmanın ana gerekçesi, uluslararası ilişkiler akademisyenlerinin güç çalışmaları üzerine nasıl alternatif bir yöntem geliştirebileceklerine ilişkin tartışmaya katkıda bulunmaktır. Batılı olmayan bağlamda yapılan erken güç ilişkileri kavramsallaştırılmalarına bir örnek olarak İslam mutasavvıfı İbn Arabi önerilmektedir. İbn Arabi’ye göre tekrar edilemezliğin kural olduğu bir dünyada, bir şeyi tefsir yoluyla tekrarlanabilir ve sabit kılmak dünyevi amaçlar için yapılmaktadır. Arabi’nin eseri, “evren”i anlamak için yapılan girişimlerin keyfi birer müdahale olduğunu ve bu müdahalelerin aktörler arasındaki güç ilişkilerini tam anlamıyla yansıttığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle, İbn Arabi’nin çalışması Batı-dışı bağlamda bir uluslararası ilişkiler ve dış politika disiplini için sosyolojik ve metodolojik bilimsel sorulara zemin hazırlamaktadır. Argümanları, uluslararası ilişkilerde eleştirel ve postyapısalcı güç kavramlarıyla değerlendirilebilir.

Devamını okuyun

Bülent Aras ve Emirhan Yorulmazlar, Middle East Policy dergisinin Kış 2014 sayısına “Arap Baharı Sonrası Türkiye ve İran: Orta Yolu Bulmak” başlıklı bir makale yazdılar. Arap Baharı sonrası Ortadoğu ikliminde Türkiye ve İran’ın çok sayıda meydan okuma ve tehditle karşı karşıya kaldıklarını ileri süren Aras ve Yorulmazlar, her iki ülkenin de politikalarını yeniden düşünüp ona göre hareket etmeleri gerektiğini öneriyor  (s. 113). Dolayısıyla, her iki ülke için reelpolitik’e bir dönüş olması gerektiğini ve bunun bir tercih değil gereklilik olduğunu savunuyorlar (s. 113). Bölgedeki temel siyasi dinamiklerin nasıl ve neler tarafından şekillendiği noktasında ise şu noktaların altını çiziyorlar;

Devamını okuyun

Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde 2001-2014 yılları arasında kış dönemlerinde yüksek lisans dersi olarak verdiğim Türk Dış Politikası’na Teorik Yaklaşımlar başlıklı dersimin syllabus’u (ders içerik rehberi) aşağıda pdf formatında sunulmuştur. Bu dönem itibariyle (2014-2015 Kış dönemi) bu dersi vermeyi tamamladığımdan dolayı 3 yıllık dersin bir hafızası olması nedeniyle syllabus’u baylaşıyorum.

Devamını okuyun

In her article titled “Turkey’s Kurdish Opening: Long Awaited Achievements and Failed Expectations” in Turkish Studies (Vol. 15, No. 1, 2014), Özlem Kayhan Pusane postulates two reasons in order to explain the failure of the Kurdish Opening in 2009. Firstly, the AKP (Justice and Development Party) government “failed to build a consensus on the part of the state” since it did not make “a real effort to receive the support of the opposition parties”. Secondly, “the PKK’s appearance as an organization with multiple centers of power” made the process difficult for the AKP since the latter could not “decide with whom to talk and whom to take seriously in its efforts to resolve the Kurdish question” (p. 82). As a result of these two reasons, the Kurdish opening failed and the PKK resorted to violence back.

Devamını okuyun

Son dönem Türkiye siyaseti çalışanlar genelde Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) özelde ise Ahmet Davutoğlu kontrolündeki dış politika için “Neo-Osmanlıcı”, “Mezhepçi” ve “İslami Kemalizm” gibi kavramlar kullanıldığına aşinadırlar. Nasıl AK Parti ve Davutoğlu Kemalizm, ulus-devlet ve Batıcılık üzerinden “eski rejim” ile hesaplaşıyorsa, AK Parti ile hesaplaşanların belirli kavramlar ve stratejiler üzerinden bu iktidar savaşını yürütmeleri gayet normal bir durum. Olması da gereken bu, zira antagonizma bütün toplumları ve düşünceleri imkânlı kılan şeydir. Okumuş yazmış kesimden beklenenin bu kavramları sahiplenmeleri ya da reddetmeleri olduğunu düşünmüyorum.

Devamını okuyun

birikimdergisi.com, 11 Ağustos 2014

İsrail Silahlı Kuvvetleri (IDF) 23 Temmuz 2014 tarihinde resmi twitter hesabından Gazze’de Hamas “militanlarının” nasıl saklandıklarını gösteren bir görsel yayımladı. Görsel Gazze’de herhangi bir sokağı temsil ediyor ve sokağın içinde yazıyla belirtilmiş dört farklı bina gösteriliyor: Okul, hastane, cami ve ev. Bütün bu kamusal ve özel binaları kendilerine kalkan olarak seçmiş silahlı militanlar görsele dağınık olarak yerleştirilmişler. Görselin hemen üzerinde şu ifadeler kullanılmış: “Hamas sivil alanlardan İsrail’e saldırıyor, onlarla karşı bu alanlardan başka savaşma seçeneğimiz yok”. IDF’nin resmi twitter hesabının bu görseli duyurmak için seçtiği cümleler de dikkat çekici: “Hamas’sız Gazze nasıl olabilir? Muhtemelen bu şekilde değil”.

Devamını okuyun

FilistincocukhSağdaki fotoğraf İsrailli bir askerin instagram sayfasına yüklediği bir fotoğraf. Mor Ostrovski’in bu fotoğrafında bir silahın dürbününde kafasına nişan alınmış bir Filistinli çocuk görüntüsü mevcut. Ostrovski gelen tepkiler üzerine instagram hesabını kapatıp fotoğrafı da siliyor.  Neyse ki electronicintifada.net sitesi fotoğrafın kopyasını ve yüklendiği instagram sayfasının ekran görüntüsünü alıyor.[1] Fakat çarpıcı olan bu davranışın Filistinli çocuklar söz konusu olduğunda bir istisnayı teşkil etmemesidir. İsrailli bir sivil toplum kuruluşu olan Breaking the Silence (Sessizliği Bozmak) örgütünün 2006-7 yıllarında Nablus’ta görev yapan İsrailli askerlerle yaptığı mülakatta benzer söylemlerle karşılaşmak mümkün. İsrailli bir başçavuş ile yapılan mülakat bu noktada bir hayli çarpıcı;

“-Plastik mermileri askeri aracın içinden mi ateşliyorsunuz?

-Mazgal deliğinden ateşleyebilirsin

-Nereyi hedefliyorsunuz? Bazı çocukları rasgele mi seçiyorsunuz?

Devamını okuyun

natolibyaOrtadoğu Analiz, Temmuz Ağustos 2014, Cilt: 6, Sayı: 63, ss. 75-77

NATO, 29 Kasım 2011 tarihinde Facebook’taki resmi sayfasında Youtube’a yüklediği bir videoyu takipçileriyle paylaştı. “NATO ve Libya: Kargaşa Zamanlarında Kültürel Miras” başlığını taşıyan bu Youtube videosu, Facebook sayfasında “Libya’nın kültürel mirasının son çatışmada nasıl etkilendiğine ve onu korumaya çalışma noktasında atılan adımlara bir bakın” yorumuyla  duyuruldu. Videonun içeriğinde iç savaşta ve daha öncesindeki Kaddafi döneminde Libya’nın tarihsel mirasının nasıl yıkıma uğradığı ve NATO operasyonu ile birlikte bu mirasın nasıl koruma altına alındığı temel konu olarak işleniyor.

Devamını okuyun
Toplam 9 sayfa, 4. sayfa gösteriliyor.« İlk...23456...Son »