Beni Takip Edin !

Türkiye’de üniversiteler söz konusu olunca en çok tartışılan konulardan birisi “merkezi doçentlik sınav sistemi” oldu ve nihayet ciddi bir reform (!) ihtimali ortaya çıkmış durumda. Üstelik üniversiteleri kategorik ayırma fikrinin hafiften uc verdiği bir ortamda. Aşağıda “atama ve yükselteme kriterlerine yönelik  nasıl bir reform” sorusuna tartışmaya açık bazı önerilerimi sıralıyorum. Başlıktaki “yasa” kelimesinin anlam ve önemi üzerine fazla bir şey söylemeye gerek yok. Basitçe ifade etmek gerekirse, yasanın olmadığı yerde keyfilik hüküm sürer. Keyfilik de nadiren iyidir. 

  1. “Atama sınavı” yerine “atama yasasına” geçmek. Yani yapılması gereken en temel düzenleme, Türkiye’deki bütün devlet üniversitelerini ilgilendiren (özel üniversiteler de buna dahil edilebilir elbette) bir atama yasası yapmak. Yasa şöyle bir görev paylaşımına imkan sağlar: Merkezi otorite (YÖK) bu yasanın denetlenmesinden sorumlu olacak, uygulanması yerel üniversitelere bırakılacak. Yasa önemli.
  2. Yasanın üzerine kurulu olacağı temel omurga üniversitelerin kategorik olarak tasnif edilmesidir. Basitçe şöyle bir kategorileştimeye gidilebilir:
  3. Bu farklı kategorilerde olan üniversitelerin atanma kriterlerine dair farklı standartlar oluşturulmalı. Örneğin A üniversitesinde Doçent olan biri Profesör olmak için 100 birim değerinde yayın performansı toplaması gerekiyorsa, bu performans B üniversitesinde 70 C üniversitesinde 30 olabilir.
  4. Üniversiteler arası geçiş imkânı olmalı. Örneğin B üniversitesinde 100+ puan toplayan ve bunda bir istikrar gösteren bir akademisyen mevcut A üniversitelerinden birine geçme imkânına sahip olabilmeli. Ya da A üniversitesinde 100 puanı toplayamayan bir Doçent B ya da C üniversitesine geçip Profesör olabilmeli.
  5. Eşit olmayan koşulları değiştirme imkânı. Örneğin C üniversitesinde bulunan bir Yardımcı Doçent, A üniversitesindeki muadili ile kıyaslandığında yayın yapma konusunda dezavantajlıdır. Bu kişi daha fazla mesai harcayarak bir sonraki aşamada üniversite değiştirmek yoluyla bu dezavantajlı konumunu hafifletebilir.
  6. Üniversiteler kategorik olarak ayrılırken hangi kriterlere bakılmalı: a. Mevcut durum, b. Coğrafi dağılım, c. Süreç içindeki performans. İlk ikisi kısa vadeli üçüncüsü ise kısa vadeli saptanan kategorilerde değişim imkanına kapı açan bir kriter. Coğrafi dağılım kriteri şu anlamda önemli: Örneğin Giresun’da C üniversitesinde olan bir Yardımcı Doçent, yakın illerde B kategoriden bir üniversite yoksa önemli oranda yaşam alanını değiştirmek zorunda kalacak. Bu geçişi kolaylaştırmak için Örneğin Trabzon’da B kategorisi bir üniversite bulunmalıdır. Süreç içindeki performan ise B kategorisindeki bir üniversitenin 4-5 yıllık genel performansının onu A kategorisine yükseltmeye açık olması anlamına geliyor.
  7. Yayın performansı ölçümünde nelere bakılmalı? (Eskisinden farklı olarak) mevcut yeni düzenlenmiş haliyle doçentlik kriterleri belli bir standart sağılıyor. Bunların iyileştirilmesi yoluna gidilebilir.
  8. Bu sistem kalitesiz bir C kategorisi üretmiyor mu? Doğrudur üretiyor. Fakat bu başlangıçta olan bir durum ülke genelinde yüksek eğitim kalitesi arttıkça paralel bir şekilde düzeltilebilecek bir şeydir de. Üstelik C kategorisine B’ye geçme imkânı sağladığınız için çaba noktasında bir motivasyonu da üretmiş oluyorsunuz. B için ise C’ye düşmeme noktasında bir motivasyon var. Olaya bir de A açısından baktığınızda nitelikli bir akademik üretimin de ciddi ölçüde önünü açmış oluyorsunuz.
  9. Böyle bir sistemde uygulama bütünüyle üniversitelere bırakılırken, YÖK bu uygulamadaki adaletsizlik ve haksızlıklara bakan denetleyici bir makama dönüşmüş oluyor. Üniversitelerin akademik personeli yazılı olan kritrler dışında bir muamele ile karşılaştıklarında, bu sorunlarının çözümü için YÖK’e başvurabilirler.
  10. Ders niteliğini artırma. B ve C üniversitelerinde atamalarda ders verme performansına kriter olarak önemli bir paye verilebilir. A’da öğrenci başına düşen hoca sayısı fazla olacağı için bu durum yönetilebilecek bir karaktere sahiptir.
  11. Ekonomik teşvik. Peki A üniversitesinde daha nitelikli yayın yapmanın ve C de daha çok ders vermenin ödülü olmayacak mı? Fazla dersin halihazırda bir ödül sistemi mevcut, yayın teşvik sistemi de yayın ödülünü kısmen karşılıyor. Fakat yayın teşvik sisteminin A üniversitelere özel yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Daha sıkı ve daha fazla niteliği besleyen bir sistem. Üstelik A üniversiteleri için yayın teşvik miktarlarının da ciddi ölçüde artırılması gerekiyor. Sonuçta bu üniversitelerin temel fonksiyonu bilmin gelişimine maksimum katkı.

 

NOT: Yazı öneriler ve eleştiriler ile geliştirilecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir