Beni Takip Edin !

Çok sorunları var elbet. Bu yazıda bahsedeceğim soruna gelmeden önce daha önemsenmesi gereken sorunlar olduğunu da düşünebilirsiniz. Hatta “bu da sorun mu hoca!” diyebilirsiniz. Lakin ben öyle düşünmüyorum. Bu bahsedeceğim sorun tüm sorunların, hatta sorunları çözümsüzlüğe mahkûm eden sefaletin çok temel semptomlarından birisi.

13 yıllık akademik hayatımda satın aldığım kitaplar için kitaplığa ihtiyacım var. Yaklaşık 20’de birini üniversitedeki ofisimde tutuyorum. Sebep çok basit: üzerinde çalıştığım (ve hakkında ders verdiğim) konudaki ana metinler elimin altında olsun. Bunun için kısa süre öncesine kadar üç, bu yazının yazıldığı zaman itibariyle dört kitaplığa ihtiyacım var. Elimdeki üç kitaplıktan bir tanesinin camları çok dar ve kapağını açmadan içerideki kitapların tamamını görme imkânım yok. Ofisime eşyaları kayıt için gelen görevli arkadaşa nezaketen şöyle bir cümle kurdu: “hocam kitaplık ya da başka bir şeye ihtiyacınız var mı?”

Hocaların birçoğu ofis malzemesi konusunda açtır. En yeni ofis eşyası trendlerini takip etme konusunda onlardan daha asalak bir toplumsal sınıf da bulmazsınız. Demek ki, bende de mevcut! Görevli arkadaşa şöyle bir cümle kurdum: “Şayet mümkünse, şu cam kısmı dar olan kitaplığı alıp yerine cam kısmı tam olan iki adet kitaplık getirirseniz müteşekkir olurum”. (Cam kısmı tam olan kitaplık yandaki resimde gördüğünüz soldaki kitaplıklar). Bu arada belirteyim, bölüm başkanı olmamış olsaydım, bu talebim büyük olasılıkla komik ve karşılıksız kalacaktı.

Birkaç gün geçti ve kitaplıklarım geldi. Evet, içinde bulunduğum üniversite Türkiye’deki birçok üniversiteye oranla altyapı hizmetleri konusunda aşmış bir üniversitedir. Fakat o da ne, yeni kitaplıklar kurulduğunda fark ettim ki, camları buzlu/sisli cam diye tabir edilen türden (bakınız resimde sağda olanlar). Peki, böyle bir hikâyeyi üniversitelerin sefaletine bağlamak neden? Anlatayım…

  1. Önce olayın tuhaflığı: Düşünün tüm kitaplık camlarınız buzlu cam ve elinizde 4 kitaplık var ve bunların 8 adet camı var. Bir konu üzerinde çalışıyorsunuz ve size “A” kitabı lazım oldu. Kalkıp tüm camları tek tek açıp kitaplığa göz gezdirecek ve o “A” kitabını bulduktan sonra tüm camları kapatacaksınız. Buyurun size gereksiz bir iş kalemi: Kitaplıkların buzlu cam kapaklarını açıp kapamak. Elbette bunun egzersiz yapma, kitapların hangi rafta olduğunu tahmin etme gibi güzel faydaları vardır. Lakin takdir edin lütfen, neresinden baksanız saçmalık…
  2. Gelelim yapısal problemlere, böylesi bir satın alım işlemini yapan idari sistem düzgün çalışmıyordur (bireysel hatalar filan değil bahsettiğim, genel mantalite)
  3. İşi daha karamsar hale getiren, iki önceki ihale ile alınan kitaplıkların daha bilim yapmaya müsait olmasıdır. Yani işleyiş yerinde saymıyor kötüye gidiyor.
  4. Sanmayın ki bunlar, satın alınan şirkete iade edilip yenileri alınacak. Bunlar ıskartaya çıkarılıp “hoca inatçı çıkarsa” elbet, yenileri ile değiştirilecek. Devasa bir kamu malı israfı. Ter döküp çalışan insanların vergisini heba etmek mi dersin.
  5. Peki, bu 13 yıllık akademik personellik hayatında ilk karşılaştığın sorun mu? Elbette hayır, benzer işleyiş mekanizmasına sahip onlarca semptomdan birisi.
  6. Bunları sadece yazmadım, gerekli bütün birimleri oturup tek tek arayıp, olayın tuhaflığını anlattım. Hepsi büyük bir nezaketle dinlediler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir