Beni Takip Edin !

Uzun bir süre sonra doçentlik sınavına başvurma kriterleri değişmiş. Yeni uygulama 2016 Ekim başvuru döneminden itibaren geçerli olacak. Önceki uygulamanın kendi açımdan en önemli sorunu gerekli puanların çok kolay toplanabilecek olan bir puan olmasıydı. Bu kolaylık jüriye daha fazla otorite veriyordu ve değerlendirme ölçütünde yayınların otoritesini törpülüyordu. Örneğin önceki uygulamada 2 SSCI makale ve ulusal makale yazan gerekli puanı toplayabiliyordu. Yeni uygulamada 5 SSCI yapmak bile yeterli değil diğer kriterlerden de (örneğin atıf) belli asgari puanı toplamanız gerekiyor. Bu da akademik çalışmalar noktasında önceki uygulamaya oranla yeni uygulamada yükün ağırlaştığının en önemli göstergesi. Bu ağırlaşma jürinin otoritesini önemli oranda törpüleyecektir.

Bu genel yorun dışında yeni uygulamaya ilişkin (elbetteki kendi alanımla yanı sosyal bilimlerle ilgili düzenleme bu yazının konusunu oluşturuyor) şu notlar ve eleştiriler dile getirilebilir;

İlk önce şu ifadenin altını çizelim: “En az doksan (90) puanının doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilen çalışmalardan elde edilmiş olması kaydıyla, asgari yüz (100) puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması gerekir.” Doktora öncesi ve sonrası yayın konusu hep belirsiz bir konu olmuştu bu konuda bir netleşmeye gidilmiş.

“Başlıca yazarın belirtilmediği iki veya daha fazla yazarlı makalelerde her bir yazar için toplam puan yazar sayısına bölünür.” Böylesi bir uygulamaya gidilmesi ortak yapılan çalışmalar için motivasyon kırıcı bir unsur olabilir. Daha çok bireysel çalışmaları motive edici bir unsur olmuş.

Ekran Resmi 2016-01-01 11.05.09

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Not 1: SSCI makalenin önemi/etkinliği önemli ölçüde törpülenmiş. “Etki faktörü” unsuruna dikkat edilmemiş. Bu durumda alanın en sağlam dergisiyle en kenarda kalmış dergisine aynı değer verilmiş.

Not 2: ULAKBIM’in taradığı dergilerde en az 2 makale şartının getirilmesi Türkiye kökenli dergileri teşvik etmesi bağlamında kritik bir uygulama.

Not 3: kitap kritiği önemli bir iştir, dolayısıyla buna puan verilmiş olması pozitif bir adım olmuş.

Ekran Resmi 2016-01-01 11.10.26

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Not 4: daha önce tezlerden üretilmiş yayınlara puan verilmiyordu. Yeni uygulama tezlerden çıkarılacak yayınları ve özellikle tezlerin kitaba dönüştürülmesini teşvik etme potansiyeline sahip.

Ekran Resmi 2016-01-01 11.12.02

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Not 5: Ulusal ve uluslararası yayınevi arasında pek fark gözetilmemiş bu Türkçe yayın meselesini teşvik edici bir özelliğe sahip.

Not 6: Buradan en az 1 yayının zorunlu olması kitap yayınının teşvik edilmesi açısından önemli ama bu “kitap bölümü” ile kolaylıkla geçiştirilebilir.

Not 7: ulusal kitapta yazılan bölüme anlaşıldığı kadarıyla puan verilmiyor. Bu ciddi bir eksiklik gibi.

Not 8: Uluslararası kitap yazmak ile uluslararası kitapta bir bölüm yazmak arasında ciddi bir fark yok gibi. Bu da önemli bir dengesizlik. Aynı kitapta iki bölüm yazan bir kitap yazmaktan daha çok puan alabiliyor.

Not: 9: Bütün kriterler içinde en anlaşılmaz olan ulusal kitap editörlüğü ve bu kitaplarda bölüm yazılmasına hiç puan verilmemesi. Misal ulakbim’in dahi taramadığı bir dergide makale basmak ile kitap bölümü yazmak arasında kalite açısından bir fark yok. üstelik doktora çalışmasından çıkardığınız bir ulusal kitap bölümüne puan verilirken, orjinal bir yazıdan oluşan kitap bölümüne verilmiyor.

Ekran Resmi 2016-01-01 11.17.55

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Not 10: Atıflara yer verilmesi önemli bir unsur hatta en az 6 puan şartı konulması da olumlu bir uygulama olmuş.

Ekran Resmi 2016-01-01 11.20.17

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Not 11: Lisans üstü ders vermiş olma şartı getirilmesi kritik bir adım olmuş. Bildiğim kadarıyla Türkiye’deki neredeyse bütün üniversitelerde yüksek lisans programı mevcut. Bu noktada bir asgari puan getirilmesi hiç öğrencinin karşısına çıkmadan doçent olma imkanını ortadan kaldırmış. Bu yönüyle önemli bir adım (bu hususa dikkat çekip uyaran Evren Altay’a teşekkür).

Not 12: Bilimsel toplantıdan alınacak puana bir üst sınır getirilmesi isabetli olmuş.

NOT: yazı zamanla güncellenecektir.

“Yeni Doçentlik Başvuru Kriterleri Hakkında Notlar” için 14 cevap

  1. hafize dedi ki:

    Dar dusunceler yüzünden zaten bu haldeyiz.Universitelere bu insanlar alinirken de ayni kriterler getitilirse sizin begenilerinize katilabilirim.Ama yalakaligin diz boyu oldugu universitelere elini kolunu sallayanlar girip copy pace power pointle mi insanlar bilimsel oluyormus?????

  2. ebru dedi ki:

    Birçok belirsizliği barındıran kriterler. Başlıca yazardan kasıt ne? Poster, editöre mektup, derleme puanları unutulmuş.Artık üniversite dışından doçentlik hayal olmuş. Peki üniversiteye alınırken bu kişilere, hangi kriterler uygulanmış? Adrese teslim kadrolar, tezin adını yaz ve bu konuda çalışması olmak diye ilana çık. Dışarıdan doçent olmak zaten çok zor. Peki üniversiteye giremeyenler ne yapacak, eşit şartlar bu mudur? YÖK bi zahmet akademik ortama girmek isteyenlere de bir yol göstersin ve ders anlatabilecekleri alan açsın.Öyle ya o kadar yayınım var, ama ders anlat(a)madığım için doçent olamazsın diyorsun. Yani bana sen akademik değilsin diyorsun.Bu konu eşitlik ilkesine aykırı ve mahkemeye gidecektir.
    Ayrıca power pointte hazır dersleri okumak ders anlatmak değildir.

    • eylem dedi ki:

      Kesnlikle katılıyorum size. Yayınlar var, ama bir kadro bulamadığım için evdeyim, ama çalışıyorum, üretiyorum, yayınlar yapıyorum. Ders veremediysek bu kadro bulamamaktan. YÖK haksızlık yapıyor her zaman olduğu gibi. Ayrıca tüm üniversitelerde ya da en azından bölümlerde master programı yok. Bu da bir handikap. Geçen geçti, bundan sonrakilerin işi çok zor.

  3. Mustafa ÖNDER dedi ki:

    Merhaba,
    Mühendislik alanında, bazı noktalar var anlaşılmayan,
    1- DR öncesi yapılan yayınlar, teşvik edileceğine sanki kabahatmiş gibi cezalandırılarak neredeyse yok sayılmış, acaba bu yayınlardan alınan atıflar da komple yok mu sayılacak? (Zira yayın zaten 10p’nı dolduracak, kalan kısmı boşa gidecek…)
    2- Örneğin 2010 yılında DR ünvanını almış birinin 2011 de tezinden yaptığı yayın DR sonrası puana dahil edilir mi? (tezden yayın puanı hesaplanmak kaydıyla)
    3- Tezden yapılan yayının atıfları nasıl değerlendirilir? (DR öncesi yapılması ve DR sonrası yapılması durumlarıyla ayrı ayrı)
    4- Tezden yapılan yayın, bildiri ve atıflar tablo 9’a göre (tablo 9 dan kasıt ne ise artık!)tek yerde mi kullanılır? Yoksa hepsi ayrı ayrı puana tabimidir? (Başlıklar farklı/aynı?)
    5- Aynı şekilde projeden yapılan çalışmalarda, puanı sadece projeden? yayından? bildiriden? ya da atıftan mı alıyoruz, yoksa hepsinden ayrı ayrı alabiliyormuyuz? (Başlıklar farklı/aynı?)
    6- DR öncesi yapılmış sözlü bildirilerden alınan puanlar en az 5 puana dahil edilebilir mi? Yoksa bu bildiriler de DR sonrası mı yapılmış olmalıdır? Yani bu DR öncesi hiç bir şey yapmayın mı demektir?
    7- Aynı toplantıda olması daha fazla para harcayın demek değilmidir? Çalışmanın aynı toplantıda sunulması kalitesine nasıl olumsuz etkiyebilirki de, yasaklamış?

    Cevaplar için şimdiden teşekkürler…

    • eylem dedi ki:

      Doktora öncesi 6 adet SCI ve SSCI yayınım olmasına rağmen, bir hiç sayılıyor bunca emek. O zaman hocalar da boşuna sıkıştırmasın öğrencilerini yayın yap diye, boşa emekse. Çok yazık.

  4. Akın dedi ki:

    Doktora sonrası 90 puan zorunluluğu insan haklarına aykırı bir tutumdur. Önemli olan çalışmak ve üretmek değil mi?Bir akademisyenin doktora öncesi yayın yapması ceza mı olmalı yoksa ödül mü? Düşünün ABD ve bazı gelişmiş dünya ülkelerinde alanında yayın yapanlar üniversitelerde hoca olarak görevlendiriliyor, bizdeki bu tavır içler acısı. Yapay kurallarla insanların hakları engelleniyor. Bunu çıkaranların neyin peşinde olduğunu anlayamadım. Ümit ediyorum ki bu durum düzeltilir.

    • eylem dedi ki:

      Evet doktora öncesi sadece doktora tezini yapalım bitsin mi bu yani. Emekler hiçe sayılıyor, bu konuda birşeyler yapılmalı, bu yayınlara da puan verilmeli.

  5. can deveci dedi ki:

    Sayın Hocam, not 11. aynı zamanda yrd doç dr kadrosunu zorunlu kılmakta gibi duruyor. sonuçta bu kadroya sahip olmayan dr kadrosundaki akademisyenler ders verememekteler.
    ayrıca proje yapma zorunluluğu iyi bir gelişme. fakat dr olanların önünü kapatmaktadır. çünkü üniversite bapları dahil bütün (tubitak, ttk v.b) kurumlarda proje başvuru şartı yrd. doç. dr olmaktır. dr olup daha fazla proje makale v.b yayın üreterek doç. dr olmak isteyenlere bir engel var gibi geldi bana. bunun da faydası var. yr. doç. dr olmak isteyenler doğu ve güney doğudaki üniversitelere yerleşerek bunu hızlandırabilir. bu sayede hareket sağlanır.

  6. Fino dedi ki:

    Tek cümle: yazıklar olsun

  7. burcu dedi ki:

    Atıflarla ilgili kafamı karıştıran bir durum var, doktoradan sonraki yayınlardan alınan atıflar mı yoksa öncesi de sayılacak mı? yazı ve bilgilendirme için teşekkür ediyorum.

  8. Selim dedi ki:

    “Lisans üstü tezten olmamak kaydıyla” ibaresinin bir sınırı var mıdır? Tezde sunulan çalışmayı geliştirip yeni bir makale üretmek de bu kapsama mı girer? Bu soru önemli. Bilgisi olan var mı?

  9. eylem dedi ki:

    Hiç kimse soruları cevaplamamış. Atıflar doktora öncesi yayınlara doktora sonrası geldiyse sayılmıyor mu, gerçekten merak konusu.

  10. Duru dedi ki:

    Daha önce yls veya dr tezi ile ilgili ulusal veya uluslararası seminerlerde sunum yapılmasını puanlamaya alınmaması?Bu durumda ne yapılır ki? yls için örneğin 10 yıl geçmiş ise o tez nasıl kitap olsun ya da makale olsun? tezin bittiği yıl atıyorum 2000 makale 2016. Veriler eskir bir kere. Olacak iş mi? Çeşitli nedenlerle başvuru yapamamış puanı tutmasına rağmen sırf bu zorunluluk yüzünden başvuru yapamayan eski akademisyenlere haksızlık değil mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir